Reklam

Çağatay: Yaşadıklarımız dünyaya anlatılmalıdır

Halkın Partisi Milletvekili Erek Çağatay, 3 Nisan’da 32. ölüm yıldönümünde anılan babası, aynı zamanda KKTC’nin ilk Başbakan’ı Mustafa Çağatay’ı henüz daha 15 yaşındayken kaybetmenin kendisi için derin bir üzüntü, büyük bir kayıp olduğunu söyledi.

Reklam
Çağatay: Yaşadıklarımız dünyaya anlatılmalıdır
06 Nisan 2021 - 16:55
Reklam
Katıldığı televizyon programında açıklamalarda bulunan Erek Çağatay, böyle bir babanın oğlu olmanın da büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti.

HP Milletvekili, babası Mustafa Çağatay’ın yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Siyasetçi kimliğinden önce bir babaydı. 15 yaşımda babamı kaybetmek benim için derin bir üzüntüdür. Böyle bir babanın oğlu olmak da büyük bir gurur kaynağıdır, ismini taşımak da ayrı bir sorumluluktur.

Mustafa Çağatay 1937 doğumlu. Kıbrıslı Türklerin sıkıntılar yaşadığı dönemde ailesinin eğitime verdiği önemle birlikte hukuk eğitimi almış, genç yaşta halkına faydalı olmak için Türk Mukavemet Teşkilatı üyesi olmuş, 1964’de 2. Pilevne olarak adlandırılan Limasol direnişinde görev almış, Rum saldırganlarına geçit verilmemesi için babam ve tabii ki mücahitlerimiz büyük bir direniş örneği göstermiş. Avukatlık yazıhanesini açmak için de büyük mücadele vermiş. Çünkü zamanın Rum liderliği bu girişimlere izin vermiyordu ama bunu da yapabilmiş. Bizler ailelerimizin anlattığı hikayelerle büyüdük, o nedenle de yaşarmış gibi hissediyoruz.

1970’de Limasol’da cemaat meclisi üyesi olarak seçilmiş ve milletvekili olarak görev yapmaya başlamış. 1974’te Rumlar tarafından Kıbrıslı Türklere yapılan saldırılar nedeniyle yine Limasol’da bir direnişte görev almış. 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı’yla Türk askerinin adaya çıkması ve Rum askerlerinin esir alınması neticesinde, Lefkoşa karargahından Limasol karargahına haber verilerek, daha fazla şehit verilmeden esir mübadelesi yapılacağı bilgisi verilmesi üzerine teslim olunuyor. Babam da esirlerle birlikte 100 gün esir kampında bulunuyor. Cemaat Meclisi üyesi olduğu için kampta bulunmayabilirdi ama Mustafa Çağatay bunu reddederek esir kampında kalıyor. Ben 28 Temmuz 1974’te doğduğumda ablam 4, ağabeyim 8 yaşındaydı ama babam buna rağmen son esir kamptan ayrılıncaya kadar kalmaya devam etmiş. Bunları babamdan değil, onunla birlikte esir kalan arkadaşlarında dinledim. Orada kalmasının en büyük nedenlerinden biri, merkez Lefkoşa’yla irtibatı sağlayabilmek, diğeri ise kamptaki Kıbrıs Türkü’ne kötü muameleyi engelleyebilmektir. Birleşmiş Milletler’le temasının olması nedeniyle oradaki esirlerin kayıt altına alınmasını sağlamış ve belki de toplu bir katliamın yaşanmasını engellemiştir. Bunlar tarihe not düşülmesi gereken noktalardır.”
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum